Menü

Pnömotoraks (Akciğer Sönmesi) Neden Olur?

Pnömotoraks, akciğeri çevreleyen plevra boşluğuna hava girmesi sonucu akciğerin kısmen veya tamamen çökmesi durumudur. Normal koşullarda plevra boşluğunda negatif basınç bulunur ve bu basınç akciğerin göğüs duvarına yapışık kalmasını sağlar. Bu dengenin bozulması ve plevral aralığa hava sızması akciğerin büzüşmesine neden olur. Pnömotoraks hafif bir sıkıntıdan yaşamı tehdit eden bir acil duruma kadar değişen şiddette klinik tablolar oluşturabilir.

Pnömotoraks Türleri

Spontan pnömotoraks, herhangi bir travma olmaksızın kendiliğinden gelişen tiptir ve primer ile sekonder olmak üzere ikiye ayrılır. Primer spontan pnömotoraks bilinen bir akciğer hastalığı olmayan, genellikle genç, uzun boylu ve zayıf erkeklerde görülür. Akciğer yüzeyindeki küçük hava kesecikleri olan bleplerin patlamasıyla oluştuğu düşünülmektedir. Sigara içmek riski belirgin şekilde artıran bir faktördür.

Sekonder spontan pnömotoraks ise mevcut bir akciğer hastalığının zemininde gelişir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım, akciğer tüberkülozu, kistik fibrozis, Marfan sendromu ve lenfanjioleiomiyomatozis bu hastalıklar arasındadır. Sekonder tip genellikle daha ciddi seyreder çünkü hastanın akciğer rezervi zaten azalmış durumdadır.

Travmatik pnömotoraks, göğüs travması sonucu gelişir. Kaburga kırıkları, delici yaralanmalar, trafik kazaları ve düşmeler en sık nedenlerdir. Ayrıca santral venöz kateter takılması, akciğer biyopsisi, mekanik ventilasyon ve torasentez gibi tıbbi girişimler sırasında da iyatrojenik pnömotoraks gelişebilir.

Tansiyon pnömotoraksi en tehlikeli tiptir ve acil müdahale gerektirir. Bu durumda plevral aralığa giren hava tek yönlü bir valf mekanizmasıyla birikir, yani inspirasyonda hava girer ancak ekspirasyonda çıkamaz. Giderek artan basınç sağlam akciğeri, kalbi ve büyük damarları karşı tarafa iter. Tedavi edilmezse kardiyovasküler kollaps ve ölümle sonuçlanabilir.

Neden Olur?

Pnömotoraksın temel nedeni akciğer dokusu ile plevra arasındaki bütünlüğün bozulmasıdır. Primer spontan pnömotoraksta akciğer yüzeyindeki subplevral blepler önemli rol oynar. Bu blepler, alveoller arasındaki ince duvarların yıkılmasıyla oluşan küçük hava dolu keselerdir. Atmosfer basıncındaki ani değişiklikler, fiziksel zorlanma veya öksürük gibi durumlarda bu blepler patlayabilir ve hava plevral aralığa kaçar.

Genetik faktörler de pnömotoraks gelişiminde rol oynamaktadır. Ailede pnömotoraks öyküsü olan bireylerde risk artmıştır. Bağ dokusu hastalıkları, özellikle Marfan sendromu ve Ehlers-Danlos sendromu, plevral zayıflık nedeniyle pnömotoraks riskini artırır. Alfa-1 antitripsin eksikliği de akciğer parankim hasarı yoluyla pnömotoraks gelişimine zemin hazırlayabilir.

Sigara içimi primer spontan pnömotoraks için en önemli değiştirilebilir risk faktörüdür. Sigara içen erkeklerde risk içmeyenlere göre yirmi iki kat, kadınlarda ise dokuz kat artmaktadır. Sigara dumanı küçük hava yollarında kronik inflamasyon ve obstrüksiyon oluşturarak blep formasyonunu kolaylaştırır.

Belirtileri Nelerdir?

Pnömotoraksın en karakteristik belirtisi ani başlangıçlı göğüs ağrısıdır. Ağrı genellikle keskin ve batıcı niteliktedir, etkilenen tarafta lokalizedir ve nefes alma veya öksürük ile şiddetlenir. Nefes darlığı ikinci en yaygın belirtidir ve pnömotoraksın boyutuyla orantılı olarak değişir. Küçük bir pnömotoraksta nefes darlığı minimal olabilirken, büyük pnömotoraksta ciddi solunum sıkıntısı yaşanabilir.

Kuru öksürük, kalp çarpıntısı, hızlı solunum ve göğüste sıkışma hissi diğer belirtiler arasındadır. Fizik muayenede etkilenen tarafta solunum seslerinin azaldığı veya kaybolduğu, perküsyonda hiperrezonans alındığı tespit edilir. Tansiyon pnömotoraksta bunlara hipotansiyon, boyun venlerinde dolgunluk, trakeal deviasyon ve siyanoz eklenebilir.

Tanı Yöntemleri

Pnömotoraksın tanısı çoğunlukla akciğer grafisi ile konulabilir. İnspirasyonda çekilen posteroanterior grafide plevral çizgi ve akciğer dokusu arasındaki hava alanı görülebilir. Küçük pnömotorakslarda ekspirasyon grafisi daha bilgilendirici olabilir. Bilgisayarlı tomografi, küçük pnömotoraksların tespitinde ve altta yatan akciğer patolojilerinin değerlendirilmesinde üstün duyarlılığa sahiptir.

Acil durumlarda yatak başı ultrasonografi hızlı ve güvenilir bir tanı aracıdır. Deneyimli ellerde pnömotoraks tanısında yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir. Özellikle travma hastalarında ve yoğun bakım ünitelerinde ultrasonografi ile pnömotoraks hızla tespit edilebilir.

Tedavi Yaklaşımları

Tedavi pnömotoraksın boyutuna, tipine ve hastanın klinik durumuna göre belirlenir. Küçük ve semptom vermeyen pnömotorakslarda gözlem yeterli olabilir. Plevral aralıktaki hava spontan olarak emilerek yirmi dört ile kırk sekiz saat içinde akciğer genişleyebilir. Bu süreçte ek oksijen uygulaması hava emilimini hızlandırabilir.

Orta büyüklükteki veya semptomatik pnömotorakslarda aspirasyon veya göğüs tüpü takılması gerekebilir. İğne aspirasyonu ile plevral havayı boşaltmak basit ve etkili bir yöntemdir. Yeterli olmadığında göğüs tüpü yerleştirilerek su altı drenajı uygulanır. Tüp genellikle hava kaçağı durana ve akciğer tam olarak genişleyene kadar yerinde bırakılır.

Tekrarlayan pnömotorakslarda veya uzun süreli hava kaçağı olan hastalarda cerrahi tedavi düşünülür. Video yardımlı torakoskopik cerrahi ile blepler rezeke edilir ve plevral yapışma sağlamak için mekanik veya kimyasal plöredez uygulanır. Bu işlem nüks oranını yüzde beşin altına düşürmektedir.

Tekrarlama Riski ve Korunma

Primer spontan pnömotoraksın tekrarlama riski ilk ataktan sonra yüzde otuz civarındadır. İkinci ataktan sonra bu oran yüzde altmışa çıkar. Bu nedenle ikinci atakta genellikle cerrahi müdahale önerilir. Sigara bırakma, tekrarlama riskini azaltmada en önemli adımdır. Ayrıca derin dalış, yüksek irtifa uçuşları ve atmosfer basıncındaki ani değişikliklerden kaçınılması önerilir.

Pnömotoraks geçirmiş bireyler yakın takip altında tutulmalı ve herhangi bir göğüs ağrısı veya nefes darlığı durumunda derhal tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Akciğer hastalığı olan bireylerde altta yatan hastalığın optimal tedavisi sekonder pnömotoraks riskini azaltabilir. Mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda koruyucu ventilasyon stratejileri ve düşük basınç ayarları iyatrojenik pnömotoraks riskini minimalize etmede önemlidir.

Yaşam tarzı açısından da bazı önlemler alınmalıdır. Pnömotoraks öyküsü olan bireylerin tüplü dalış yapmaması ve basınç değişimlerinin yoğun olduğu aktivitelerden kaçınması önerilir. Uçak yolculuğu genellikle son pnömotoraks atağından en az iki hafta sonra güvenli kabul edilir, ancak bireysel değerlendirme yapılmalıdır. Sigara ve nargile gibi tütün ürünlerinin tamamen bırakılması, tekrarlama riskinin azaltılmasında en etkili ve kanıtlanmış adımdır.